You are hereDut Ağacı / Yaz da Geldi

Yaz da Geldi


By hasibece - Posted on 04 Haziran 2007

Yaz da geldi
 
Oh be yaz geldi! Ne sıkı sıkı giyineceğiz, ne türlü türlü meyve ve sebzeden mahrum kalacağız, ne yakacak derdi, ne soğuk derdi, ne... Oh be dünya varmış! Ruhum bir çiçeğin açması gibi açılıveriyor bu mevsimde sorgusuz sualsiz. İçim sere serpe seriliyor bu mevsime. Sadece vücudum değil ısınan, güneşi gören, mutlulukla coşan.
 
Bugün yaza öyle güzel bir başlangıç yaptık ki İznik Gölü ile çamla kaplı dağın sıkıştırdığı muhteşem köyde. Sanki göl ve dağ sıkmış, doğa fışkırmış özgürce. Ne arasan var. Misafir olduğumuz yüzü güleç, gönlü güzel insanların dediğine göre narenciyeye ve muza izin vermiyor iklim sadece. Kızım da mutluluktan o beyaz bulutlar üzerindeydi kulağındaki kirazdan küpeleri ile. İlk kez dalından kiraz topladı ve hem yedi hem yedirdi. Bülbül gibi şakıdı o heyecanla kendince. Böyle güzel bir günün ardından elbette ki yaz mevsimi yazılır dedim.
 
Denilenlere göre sıcaklık tüm mevsimleri değiştirecek, yaz o kadar da özlenilen bir dönemden çıkacak ve Vivaldi’nin “Dört Mevsim”indeki tüm mevsimleri içine hüp diyerek çekiverecek içine. Çok severim yazı ilkbahardan sonra ama ben illaki dört mevsimi de isterim. Kızım da görsün, anlatmayayım ona büyüdüğünde ahlar vahlar eşliğinde “bizim zamanımızda dört mevsim yaşanırdı,...” diye. İnşallah kızıma, çocuklarımıza bırakabiliriz mevsimleri yadigar. Aslında çok korkuyorum yaşayamamaktan kışı, baharları ve yazı. Düşünmek istemiyorum. Ben taze mis kokulu köy domatesinin ne zaman çıkacağını düşünmek istiyorum. Dağ çilekleri gelmiş pazara aldım ve bir oturuşta yedim yarım kilodan fazlasını. Biraz daha zaman geçsin, reçelini yapayım diye geçirdim içimden. Gani gani kiraz. Şekilsiz, büyük, ama çıtır salatalıkların da yolunu gözlüyorum. Üzüm, patlıcan, biber, kabak, fasulye, karpuz, kavun, kayısı, mısır... Kimseye haksızlık olmasın, yemediğim yok içlerinde. Zaten hep varlar ama ben olması gereken zamanda yemek istiyorum.
 
Bazılarımız içinse yaz, tatille eşit. Sanırız ki sanki tüm insanlar için böyle. Oysa yaz başka bir çoğunluk için çalışma zamanı, güneşten ürün toplamanın tam zamanı. Alından ter damladığı, sırtının terinin hiç kurumadığının anı. Cırcır böceğinin öttüğü kaygısızca, karıncanın da harıl harıl çalıştığı zaman yani.
 
Bir taraftan böyle çağlarken içim çağlayan gibi, diğer yandan öyle sessiz bir bekleyiş içinde ki. Bekliyorum çok sevdiğim insanın, canım halamın, yoğun bakımdan çıkmasını, yaşama gücüne olan inancımızı katlarcasına aramıza dönmesini. Durup tekrar çalışan kalbinin onu bırakmamasını, birlikte iyilik perisi olmaya devam etmesini öyle istiyorum ki. Elimden de gelen tek şey dua etmek. Gitmek istedim ona bir demet çiçekle ama kaç gün oldu kuş uçurtmuyorlarmış yakınında. Hele bir de ağzını bıçak açmayan doktora denk gelmişseniz, kıvrım kıvrım kıvranırsınız acınız yetmezmiş gibi. Güzel haberler almak istiyorum uzaklardan. Yaza hiç de yakışmıyor bunlar. Kalemim coşamıyor, daha fazlasına gitmiyor elim. Bekliyorum ben, yaz mevsiminin çağrıştırdıklarıyla karşılaşmayı.
 
 
 
4 Haziran 2007
 

Yeni yorum gönder