You are hereDut Ağacı / Sümbül Kokulu Ev

Sümbül Kokulu Ev


By hasibece - Posted on 27 Mart 2007

Sümbül Kokulu Ev

 
Uzun zamandır ne yazacağım konusunda düşünmüş ve ileride olacağı umuduyla bahçeli evimizi birlikte hayal edelim istemiştim. Ama hafta sonu 4 saatlik uzaklıktaki köyüme gidince yazıma sümbül kokusu da eklendi... Beni çocukluğuma götüren, baharla özdeşleşmiş sümbül kokusu...

 
Çocukluğumun geçtiği köydeki yerleri; güvercinlere yuva olmuş harabe okulumu, oyunlar oynadığım sokakları, bahçe duvarlarını,...vs. eşim ve kızımla birlikte gezdik. Ne kadar şanslıymışım, ne mutlu, ne güzel bir çocukluk geçirmişim dedim. Anlatırken eşime özlemle, o günlere gittim. Ve üzüldüm, daha çok kızım için. Zaten üzülüyor ve hayalini hep kuruyordum bahçeli bir evin. Hafta sonu kızım gönlünce toprakla oynadı, çiçekler topladı, otlar kopardı, resimlerde gördüğü hayvanlarla tanıştı, tertemiz hava aldı, bembeyaz bulutlara hayran hayran baktı... Oyuncaklara dokunmaya zamanı bile olmadı ve beni de yormadı. Hayatından o kadar mutluydu ki. İşte istiyorum bir apartman dairesinde değil, bahçeli bir evde, sevdiği sevildiği arkadaşlarıyla hoş bir yerde çocukluğunu yaşasın. Hatırladığında onu mutlu etsin çocukluğu. İşte bu özlemlerle çıktım bu sefer yazmaya. Bu ev mutlaka sümbül kokusuyla baharı karşılamalı dedim.
 
Çok değil, küçük bir bahçesi olsun istiyorum evimizin. Çiçekler ekebileyim, dönüşümlü mevsimine göre çiçek açanlarından, kokulu olanlarından, rengarenk. Baharda sümbüller evin önünde sıra sıra, tıpkı köyümdeki gibi, pencereyi açınca içeriyi sümbül kokusu sarsın. Önce adını bilmediğim küçük mavi çiçekler açsın bahar geldi diye... Sonra papatyalar çimler arasına serpilsin, kızıma taç yapmak için. Düşüneyim gün gelecek “seviyor, sevmiyor” yapacak papatyalarla, ardından hüzünleneyim. Yaza doğru bahçeyi zambaklar çevrelesin beyazından moruna. Papatyaların yerini gelincikler alsın. Ekilsin domates, biber, salatalık ve fasulye fideleri; soğanlar, sarımsaklar... Kızıma sarı civciv de alırız, ördek de. Sonra yazı müjdelesin haziranda açan kırmızı, beyaz, sarı güller ama kokulu olanlarından. Kızımın saç bandına iliştireyim bir tane kırmızı gül rahmetli ninem gibi, ne çok severdi yazmasına bahçeden bir çiçek takmayı, hayatı... Ben de yakama iliştireyim bir tane beyaz gül, bir kırmızı gül de babamıza. Sarısı ise yakışan yere, meleğime olsun. Ardından sarsın sarmaşıklar evimizi, zurnalar sabah güneşi ile parlasın. Menekşeler, aslanağzı, ismini bilmediğim çocukluğumdaki bütün yaz çiçekleri devr alsın açma sırasını birbirinden heyecanla. Bir kısmı sonbahara sarksın yaz bitmesin dercesine ve içime çökecek hüzüne engel olurcasına. Ektiğimiz sebzelerin tadı damağımızda kalsın. Bir taraftan karpuz ve kavun saatleri, peynir ve taze ekmekle süslenmiş, ablalarım ve abilerimle yaptığım gibi. Bir de üzüm asması olmasın mı yani? Havalar soğumaya başlayınca inadına açsın kasımpatları sarı, beyaz, bordo... Okula gidince kızım, bir demet de Atatürk için 10 Kasım’da okula götürsün büstünü süslemek için, benim gibi. Kar düşsün yere, kardan adam yapalım en büyüğünden beyaz çitli bahçemize. Bir de hep birlikte kartopu oynayalım. Tepe bir yer bulup iyice ıslanıncaya kadar da kayalım bütün mahalle çocuklarıyla. Sonra kızım karların içindeki soğukla barışık çiçeği keşfetsin, beyaz kardelenleri, uzun bir zaman adının akbardak olduğunu bildiğim kardelenleri. Birlikte çiçekler toplayalım her mevsim, vazoya koyalım, evimizin içi de çiçek gibi koksun diye. Ve tekrar bahar gelsin...
 
Zerdali ağacı olsun bir de, çocukluğumdan iyi bilirim, zor hava şartlarına dayanıklıdır. Akasya da olsun çiçek açınca mis gibi kokar. İğde ağacını da unutmadım, sağır ve dilsiz Kamil amcanın bahçesinden çaldığımız iğdeleri de. Bir türlü elma yapmayan ağaçlardan değil meyve verenlerinden olsun bahçemizde. Sonradan tanıdığım kiraz da olsun, şeftali de. Çocukluğumun ağaçları olsun, çiçekleri olsun bahçemizde.
 
Bahçeli bir evimiz olsun küçüğünden. Kızım da doğa ile mutlu büyüsün, mutlu bir çocukluğu olsun. Tıpkı benim gibi. O da gün gelsin çocukları ve eşi ile çocukluğunun geçtiği bahçeli evini, anne-babasını ve yaşadığı yerleri ziyaret etsin sık sık, özletmeden. Annesi onlara en sevdiği yemekleri hazırlasın. Babası da toklubaşı toplasın şifalıdır diye, lezzetli olur yumurtalı, sarımsaklı ve yoğurtlusu. İpek böceği de bahçeden sümbüller toplasın, sümbül kokulu çocukluğunu hatırlasın... Annesi de mutlu olsun...
 
26 Mart 2007

 

Yeni yorum gönder