You are hereDut Ağacı / Hem Ne Oldum, Hem Ne Olacağım

Hem Ne Oldum, Hem Ne Olacağım


By hasibece - Posted on 05 Aralık 2009

Hem ne oldum, hem ne olacağım
 
Kızımla birlikte her sabah ve her öğle sonrası olmak üzere sürekli gittiğimiz çocuk parkındaki bankın birinde yatarken gördüm onu ilk. Ve hep aynı bankta gördüm onu daha sonra. Biraz kilolu ve sarkık vücudunu örttüğü pijama tarzı ev kıyafetleriyle bankın tamamını kaplayacak şekilde yan yatmış horuldayarak uyuyordu. Ne çocuk gürültüsü ne de diğer banklarda oturan çocukların anne-babaanne-anneanne-bakıcı konuşmaları uykusunu bölüyordu. Biz orada olduğumuz müddetçe de uyanmıyordu. Yeni gelenler soruyordu kim olduğunu şaşkın bakışlar içinde, cevaplar “biraz deli galiba” şeklinde muallak bir biçimde dolaşıyordu. Birisi “Kızı varmış İhsaniye’de ama bakmıyor mu yoksa kaçıyor mu kendisi bilinmez” diyordu. Bir diğeri de “O aslında akıllı elinde kitap okuyordu, gördüm.”... şeklinde uzayıp gidiyordu. Deli denilebilir miydi ona? Bir ara acelesi varmış da yetişmeye çalışıyormuş gibi çekirdek çitlerken gördüm, kabuklarını da olduğu yere atıyordu üstelik. Bir sonraki görüşümde eteğini açmış kucağına atıyordu, kadının biri uyardığı için. Parktaki çalılığın üzerindeki atık pet şişesini alıp çimleri sulayan bahçıvandan su doldurmasını istedi ve bitirinceye kadar da kana kana içti bir kez de. Sonra yakındaki inşaatın derme çatma tuvaletinin önünde gördüm, pis boş bir boya kutusuna su doldurup içeri taşıyordu, sonradan parktakilerden öğrendim ki inşaattakiler de kovmuştu oradan, bir şey olur da kendilerinden bilirler diye korkularındanmış. Bir akşam üzeri parka giderken önümüzde belirdi beyaz üzerine çiçekli pijaması altta çiçekli uzun eteği onun üzerinde, sitedekilerin bayat ekmekleri astığı torbadan aldığı bir ekmek olsa gerek elinde, bahçedeki yeşil soğanı koparıp hemen oracıktaki bankta yemeye başladı. İşte o zaman içim acıdı fena. Geri dönüp bir şeyler getirmeyi geçirdim içimden, ama İpek asla geri dönmezdi, tutmuştu sevdiği parkın yolunu elindeki kova ve kürekleriyle. Bize laf attı onu düşündüğümü anlamış gibi, “Kumlarla oynamaya mı gidiyor, pis pis kumlar, gitmeyin. Yukarıda beyaz kirazlar var, dutlar var.” dedi alakasız yeri göstererek oysa ne kiraz ne dut zamanıydı. Sadece baktık geçtik kızımla. Bir seferde parktaki liseli gençler,”Devlet delilere de maaş bağlıyormuş” diyordu ona bakarak, o da onlara bakıyor, kaygısızca çitlemeye devam ediyordu çekirdeğini. Kumlarla oyun oynanan yerde yanmış bir şeyler vardı, biri eşyalarını yaktığını söyledi. Düşündüm neydi acaba sebep, nasıl bu hale geldi o, ...? Kendimi düşündüm, sevdiklerimi düşündüm hayat insanı nereden alıp nerelere getiriyordu. Hep derler ya “Ne oldum değil, ne olacağım”. Bu söze katılamadığımı fark ettim. Bir yere kadar katılabiliyordum sadece. Baksana dedim kendime, kadın hep ne olacağım diye yaşadıysa hayatını güzel günleri, eşsiz anları demek ki sabun köpüğü gibi elinden kaçırıp hayatı akıttı geldi bu hale. U dönüşü de yoktu ki yaşamda, hep oklar ileriyi işaret ediyordu, yol boyunca artık kişiye neler eşlik ediyordu bilinmez. Ya karşımıza çıkan güzellikleri o an yaşamalı, zevkine varmalı, ne oldumu doya doya yaşamalı ne olacağımı da akıldan çıkarmadan, ya da ellerimiz bomboş bir halde keşkeleri dilimize dolamalı sarmış bant kaseti gibi. Yaşam şu andan ibaret bunun ötesi yok. Yolun sonu zaten kara dedikleri ama kara olmayan toprak. Şu ana geçmiş ve gelecek de ruh veriyor, anlamlı kılıyor, hepsi bir bütün.
 
Bir kızı olduğuna göre, o da anne olduğunda ne kadar mutlu oldu, kızı için iyiliğe dair tüm duaları etti yürekten. Eşi vardı, sevenleri vardı, bir hayatı vardı,... Ama şimdi... Neydi onu böyle salkım saçak sokaklarda dolaştıran sebep? Çocukların ağzına alay konusu yapan bu hali de neydi? Geçmişteki güzel anların kıymetini bilerek mi yaşamıştı yoksa hep geleceği bekleyerek mi hayatın büyük bölümünü tüketivermişti ne hale geleceğinden habersizce. Hayat ona kötü bir son mu hazırlamıştı insanın aklına gelmez cinsten. Neler görmüştü, neler geçmişti başından, belki romana konu olacak bir hikâyesi vardı kaygısızca yaşamaya başladığı hayatta.
 
Son bir haftadır görmüyorum onu. Parktaki herkes de birbirine soruyor nerede diye. Kızına gittiğine düşünüp rahatlamak istiyorum ben. İlgi ve alaka gördüğünü ve tedavi görmeye başladığını düşünmek istiyorum. Belki yaşama kaldığı yerden devam etmeye başlar kim bilir. Görmek istemiyorum o anneyi bu halde. Doğumla birlikte anne oluyorsunuz, dünyanın en özel anlarını yaşıyorsunuz. O eşsiz varlık büyüyor, anne de büyüyor ve yaşlanıyor ve durumlar değişiyor bazen bazı kişiler için, değişmemesi gerekirken. Dilerim ki her anne ve evlatları için ilk andaki roller hep aynı kalır sonsuza kadar sevgi ve saygıyla. Dilerim ki, eğer doğruysa tabii kızı olduğu, o anneyi bir daha asla parklarda yaşarken, bayat ekmeğe taze soğan katık ederken, çocukların alay konusu olurken görmem.

 

Yeni yorum gönder