You are hereGüzellikler Ülkesi Kapadokya

Güzellikler Ülkesi Kapadokya


By hasibece - Posted on 11 Kasım 2014

Ben ilkokuldayken gitmiştim Kapadokya’ya, eşim ise bir 20 yıl önce. Kızımın ise bir ilk olacaktı.Madem bayramda ailelerimizin yanına gidemiyoruz, bu uzun tatili yanı başımızdaki Güzellikler Ülkesi Kapadokya’da değerlendirelim dedik. İnsan yakın olunca hep “giderim” düşüncesiyle bir rahatlık yaşıyor ve erteliyor. Oysa dünya insanı, dünyanın diğer ucundan  kalkıp geliyor ülkemizdeki güzellikleri keşfetmeye. Onları görünce de kıskanıyorum ne yalan söyleyeyim.

İlk gezimden çok az şey var hatıramda kalan. En derindeki, canlısı sanırım, Derinkuyu. Demek ki kızım gibi ben de ilginç bulmuşum yeraltı şehirlerini.

Gitme fikriyle birlikte tatil planı başlıyor önce. Bir heyecan sarıyor, araştırmalara başlıyorum, nerede kalınır, nerede ne yenir, nereler görülür, neler alınır gibi sorulara cevap bulmaya. Balon turunu bu sefer atlayalım dedik, çünkü bayram nedeniyle yoğun olacağından ve yükseklik korkumuz olduğundan sonraki sefere bırakalım dedik. Cesaretimizi bulunca, umarım.

Nerede Kaldık?

Bayram tatili olunca bulduğum çoğu otel dolu çıkıyor. Son anda karşıma Uçhisar’da henüz açılalı 9 ay olmuş Aden Otel çıkıyor. Telefondaki bey, 5 dakika sonra bana döneceğini söyleyerek kapatıyor. Aradan yarım saat geçiyor ve iç ses konuşmaya başlıyor, “hiçbir zaman 5 dakika değildir bu”. Telefon çalıyor ve konuşan çok kibar ve beklettiği için özür diliyor ve benim takdirimi en başında kazanıyor.

 

Manzarası süper, hem gece hem gündüz. Balonların uçuşlarını izlemek için çok ideal, bari balona binmiyoruz en azından izleyelim diyoruz. Çalışanları çok kibar, iyi niyetli, ne isterseniz ellerinden geleni yapıyorlar. Kahvaltı normalde açık büfe değil, bayram diye açık büfe. Şimdiye kadar yediğim en güzel otel kahvaltılarından biri. Yumurtanızı isteğinize göre omlet, menemen, katı nasıl isterseniz getiriyorlar. Müthiş bir köy yoğurdu. Benim damak tadıma uyanlarla karşılaştım belki de. Otel önünde park için uygun yer bulunuyor.

Nereleri Gezdik?

Detaylı bir anlatım yerine kısaca bahsedeceğim, çünkü her yerde detaylı bilgiler bulunuyor. Başlamadan önce belirteyim müze kart almanız size hem zaman kazandırıyor, hem daha ekonomik oluyor ya da Maksimum kartınızı ilk defa 1 ay için müze kart olarak kullanabiliyorsunuz.

Derinkuyu- Kaymaklı-Özkonak

Yol üzerindeki ilk adres olduğundan ve bayram nedeniyle kalabalık olur düşüncesiyle ilk Derinkuyu’dan başladık. Tam isabet olmuş, kimseler yoktu zira o dar yollarda kalabalık iyice çekilmez olurdu. Dümdüz bir arazide derinlerde bir  yerde yaşam olduğu insanın aklına gelmez doğrusu. Karanlık ve basıklık sizin için sorunsa hiç girmeyin. Çıkışta kadınların yaptığı bebeklerden elimiz mahkum aldık, her noktada da göreceksiniz.

Kaymaklı, bir nebze daha iyi Derinkuyu’dan. Daha ferah. Yemeğimizi burada yiyip Uçhisar’a otelimize geçiyoruz.

Özkonak, Avanos tarafında, ters istikamette. Derinkuyu ve Kaymaklı’dan daha rahat gezileni. Ancak zaman kısıtlıysa içlerinden birini gezmeniz yeterli.

Kızımın en çok hoşuna gideni, yer altı şehirleri oldu. Daha olsa gezecekti.

Ihlara Vadisi

Belisırma Köyü bana daha ilginç geldi. Fukaralığı çok açık köyün ve üzücü. Ihlara Vadisini çocukken geldiğimden az çok hatırlıyorum ama kızımla yürüyüş yapmak keyifliydi. Merdiven çok ama oldukça düzgün. Bol fotoğraf çekiyoruz. Belisırma akarsuyunun üzerine kurulu restoranlar var, ancak bize hiç cazip gelmedi. Kaymaklı’da sıradan bir esnaf lokantasındaki etli kuru fasulye, pilav daha güzel gitti doğrusu.

Narlıgöl

Fotoğraf için uğranılacak bir yer. Etrafında tur atabilirsiniz zamanınız varsa. Derinkuyu-Ihlara Vadisi arasında yer alıyor.

Uçhisar

Kaldığımız yer olduğundan mı, bölgeye hakim bir tepede olduğundan mıdır ben daha çok sevdim burayı. Sokak aralarında dolaşmak ayrı keyif. Hele gece sokaklar arasında, ışıklar arasında dolaşmak. Evlerin çoğu restore edilmiş hâlâ da devam ediyor. Değişik bir havası var. Uçhisar Kalesine gezimizin son akşam üstü çıktık. Tüm fotoğrafçıların hazır beklediği bir saatte. Manzara güzeldi.

Göreme

İsmi de çok güzel kasabanın kendi de. Her yer peribacası ve turist kaynıyor. Turistlere o kadar çok seçenek var ki. İster arabayla, ister turla, ister motorla, bisiklet ya da yürüyerek gezin.Çok keyifli bir yer. Yeme içme mekanı çok fazla.

Göreme Açık Hava Müzesi ilginç,o dönemleri düşünmek insana ilginç geliyor. Yol üzerindeki Saklı Kiliseyi tam iki kere tırmanmamıza rağmen bulamadan indik, gerçekten saklıymış.

Ürgüp

Ürgüp de şirin bir kasaba. Asmalıkonak dizisinin ilk çekildiği mekan olan Asmalıkonak’a da uğradık, öğrendik ki şimdilerde de başka bir diziye ev sahipliği yapıyormuş. Hemen yakınında da Turasan Şarap var, ister şaraplarından deneyin, ister ödüllü şaraplardan alın. Kocabağ’a uğramayın derim, hiç ilgilenmediler bizimle, merhabamızı bile cevaplamadı içeride oturan bey mesela. Meydandaki köylülerden yöre ürünleri satın alın, bizim gibi siyah üzüm. Sokaklarında dolaşın.

Avanos

Aklımda kızıl bir nehrin aktığı kalmış ama akan suyun rengi hiç de kızıl değildi bu sefer. Avanos’un pek bir esprisi yok, bol çömlekçi var. Mağara var deyip mağazaya çekiyorlar, bizim gibi kanmayın, siz hangisini gezmek istiyorsanız ona girin. Kızım da çömlek denemesi yapmak istedi, ilk dükkan kalabalıktı, eledik, ikinci dükkanda da denedik ancak usta çocuk olduğunu unuttu ve çok müdahale etti, kendi yaptı sayılır. Kızım hiç mutlu olmadı, 3. dükkanda minyatür denedi ustayla, çok hoşuna gitti. Kendine oyuncak olarak bir sürü minyatür seçti, ben de tabaklardan. Kızılırmak kıyısında çay bahçesi var, bir fincan Türk kahvesi yudumlayın.

Ortahisar 

Diğer kasabalara benziyor, Ortahisar Kalesi bulunuyor. Kızımla çıkmayı deneyelim dedik ancak çok dik ve merdivenler bana güvenli gelmediğinden korktum açıkçası ve geri döndük.

Hacıbektaş

Avanos’tan devam ettik Hacıbektaş’a geçtik. Gezen profili değişiverdi, yerli turiste döndü. İnsanlar, Hacı Bektaş Veli’yi anlamaya değil, medet ummaya gelmiş gibiydiler. Kapalı ortamların kokusu o kadar kötüydü ki, içeride zor durdum diyebilirim. O kadar ziyaretçi alan bir yere koku anlamında köklü bir çözüm bulunmalı bence. Esas olan burada Hacı Bektaş Veli’nin verdiği mesajlar. Mesajları net bir şekilde alıp ayrıldık.

Zelve Vadisi

Vadiler içinde en çok beğendiğim yer oldu. 1952 yılına kadar yaşamın sürdüğü yer olduğundan belki de. Gezenlerden birinden duyduğum seneye gezilere kapatılacağı yönündeydi. Sebebini bilmiyorum ama böyle güzel bir yerin turistlere kapılarını kapatması üzücü. Burayı gezmek epey zaman alıyor o nedenle en güzeli sabah saatlerinde gitmek. Çok eğlenceli ayrıca.

Paşabağı Vadisi- Devrent Vadisi

Paşabağı Vadisindeki peribacaları daha çok seyirlik. Değişik tipleri var. Atla gezen turistlere özenmedim dersem yalan söylemiş olurum. Aralarında yürüyün, bazılarına tırmanın.

Devrent Vadisi hayal kırıklığı. Sadece yol üzerindeki peribacası deveye benziyor diye çevresi çitle çevrilmiş, olay bu.

Çavuşin Kilisesi

Çavuşin’in içinde gezmedik, sokaklarını arşınlamadık nedense. Sadece yol üzerindeki Kilise’yi gezmek ve akşamüstü havalanan balonları seyretmekle yetindik. Öğrendik ki THK yeşil ışık yakmadan hiçbir balon havalanamıyor gökyüzüne.

Aşk Vadisi (Bağlıdere Vadisi)

Atla gezi yapan turistlere rehberlik eden adam söyledi, değişik ve en güzel peribacalarını Aşk Vadisinde görebilirisiniz diye. Çavuşin’i biraz geçince sağa dön, demişti. Döndük yok, yol Nevşehir’e gidiyor. Ertesi sabah bıraktık, oteldeki görevliye sorduk, o da başka bir yerden giriş söyledi, arabayla gitmek imkansız, hemen döndük. Tekrar Çavuşin’deki bir beyden tarif aldık, dün döndüğümüz yolmuş doğru olan, yani Nevşehir diye yazan yol. Küçük bir tabelası da ama fark edilmiyor burada tabelalar bazen. Zaten arabayı yol üzerinde bırakıyor ve yürüyorsunuz. Yalnız değilmişiz neyse ki, epey bir yürüyen var. Bağların arasından tertemiz havayı soluyarak ilerliyoruz. Hatta gören gözün hakkı var deyip dayanamıyor ve birer salkım üzüm koparıp yiyiyoruz. Evet buradakilerin şekli farklı ama en iyisi değil kesinlikle.

Kızıl Vadi (Hayal Vadisi)

Ürgüp ile Göreme arasında sol tarafta yer alıyor. Göreme-Uçhisar’a doğru tepeden bakıyorsunuz. Girişe minik bir ücret koymuşlar. Uzun bir set. Arabalar sırayla park ediyor. Kimisi şarap içiyor manzaraya karşı kimisi sütte kavrulmuş kabak çekirdeği yiyiyor. Bu arada en güzelini biz, Üçgüzellerdeki satıcıdan aldık, yemeye doyamadık. Şarap içenler bana özentili geldi, hani mutlaka orada şarap iç demiş gibi birileri. Manzara güzel, bol fotoğraf çekimine elverişli.

Mustafapaşa

Küçük, sakin, kendine has tarzı olan bir kasaba. Sokaklarını arşınlamak keyif veriyor. Asmalıkonak dizisinin ilk çekildiği konak olan Old Grek House’da yemek yemek daha da keyif verici.

Şahinefendi (Sobessos Antik Kenti)

Aravan Evi’ndeki Okan bey önermişti Sobessos’u da görebileceğimizi. Soğanlı’ya giderken içinden geçtik ancak tabelayı göremedik. Dönüşte köylülere sorarak bulduk. Soğanlı’ya giderken köy girişinde sol tarafa dönmek gerekiyormuş. Kendi başına bırakılmış bir yer. Mozaik kalıntılar var, görebileceğiniz.

Soğanlı

Bölgedeki en uzak noktalardan biri. Ben açıkçası zaman ayırmaya gerek yok derim eğer kısıtlı zamanınız varsa. Çok sayıda kiliseler var peribacalarına oyularak yapılmış. Arabayla geziyorsunuz belli bölgeyi ancak biz derenin karşısına geçip gezmek istemedik. Arada bir restoran bulunuyor ve bahçesi çok hoş, yemek yenilebilir.

 

Tatlarin

Acıgöl’den 10 km daha gidiyorsunuz. Düz bir arazi aslında ama  ve oyukların olduğu bir tepenin çevrelediği bir köyle ile karşılaşıyoruz. Zar zor Tatlarin Kilise’sini bulduk. Kapısı kapalı. Zaten in cin top oynuyor. Dönelim derken bir oyuktan görevli olduğunu düşündüğümüz bir kişi görüyoruz, açık olduğunu söylüyor ama sadece biz olunca cesaret edemiyor ve ayrılıyoruz hayal kırıklığı ile. Gitmeye değmez bizce.

Nerede Ne Yedik?

Aravan Evi (Ayvalı)

Araştırınca buraya gelmeden dönülmeyeceğini anladım. Aslında Ayvalı köyü gezi turlarında yer almıyor ama bu lezzetin peşinde gidilir dedik zaten çok yakın Ürgüp’e. Sadece öğle yemeği servisi var. 13.00’da başlıyor ve 15.00’da bitiyor. O nedenle biz bayramın 1. gününe rezervasyon yaptırıyoruz. Rezervasyon şart çünkü testi, kebabı ona göre pişmiş oluyor. Çocuk için ayrıca menü almaya gerek yok gerçekten tıka basa doyduk.

Fiks bir menüden oluşuyor yemek. Bulgurlu bir çorba geliyor önce, çok başarılı olmasa da lezzetli. Testi kebabı, sarma, börek, bulgur pilavı, kurutulmuş domates, biber turşusu, salata, kuru fasulye ve Aside tatlısı. Hepsi çok lezzetliydi. Ayrıca örtüler, çatal-bıçaklar çok temizdi. Özellikle dikkat ettiğim tuvalettir ve çok temizdi.

Okan bey, dedesinden kalan evi restore etmiş turizm okumuş bir genç. Yemekleri annesi pişiriyor. Her şey muhteşem gerçekten.

Aynı zamanda Aravan Evi butik bir otel olarak hizmet veriyor. Köy çok turistik sayılmaz, akşamları yapacak bir şey bulamayabilirsiniz ancak köy sakinliğini yaşayabilirsiniz.

Old Greek House (Mustafapaşa)

Aslında rezervasyon alıyorlar ama yer varsa rezervasyonsuz da gidebilirsiniz. Ortam çok otantik, çok hoş. Keşke evlerimiz bu mimariyle yapılsaymış diyorsunuz.

 

http://www.tripadvisor.com.tr/ShowUserReviews-g635898-d1574015-r232908406-Old_Greek_House_Restaurant_and_Hotel-Mustafapasa_Urgup_Cappadocia.html#CHECK_RATES_CONT

İlk gün Asmalı Konak dizisinin çekildiği yer, belki gezeriz diye bulduk, gezilmesine izin verilmediğini öğrenip döndük, çünkü rezervasyonumuz vardı başka güzel adreste. Bir bloggerın ve tripadvisordaki bu kadar övgünün ardından Kapadokya gezimizin 4. Gününde öğle yemeği için denemek istedik. Rezervasyona gerek yok ama kalabalıksanız mutlaka arayın. Kızım mantı istedi ve çok başarılı buldu. Biz de eşimle menü3 istedik. Az az o kadar çok çeşit geldi ki. Mercimek köfte, hünkar beğendi, taze fasulye, havuç salatası, kiremitte tavuk sote, pilav, acılı ezme, patlıcan salatası, pideden oluşuyordu, hepsi sıcacık ve çok lezzetliydi. Sarma yeni çıkmıştı ikram ettiler, nefisti. Sadece ev baklavasını çok övmüşler yorumlarda, biz pek damak tadımıza uygun bulmadık. Zaten hizmet, mekan çok güzel. Binayı da görmüş olduk. Hepsine 78 lira ödedik ve tıka basa doyduk, nerdeyse çatlayacak derecede. Ödediğiniz parayı hak ediyorlar gerçekten. Mutlaka test edin bu güzel lezzetleri, o güzel eski evde...

Yemeğe öğle saatinde gitmenizi tavsiye ederim, zira o kadar fazla doyacaksınız ki ardından yürüme ihtiyacı duyacak ve akşama hiçbir şey yiyemeyeceksiniz.

Green Garden Cafe (Uçhisar)

Tam meydanda, parkın içinde. Mutlaka tulum peynirli pide yiyin diyordu bir gezgin. İlk akşam gittiğimizde pide hamuru bitmişti, sadece pizza hamuru var dediler. Pizza hamuru ve bütünü lezzetliydi. Son gün bölgeyi terk etmeden yemeğimizi burada yemeyi planladık yani öğle saatinde. Lahmacun, tulum peynirli pide ve karışık pidenin hepsi de çok çok başarılıydı. Siz de yemeden dönmeyin. Hatta paket yaptırıp eve bile getirdik.

Kapadokya tekrar gitmek isteyeceğim bir bölge. Kışın, karla kaplandığında da görmek isterim. Başka bir havası, güzelliği olacağından şüphem yok. Termal Oteller kullanılabilinir mesela kışın. Zira kaldığımız Aden Otel bağlı olduğu CCR Otel, güzel görünüyordu, gitmek isteyenlere tavsiye olunur.

İyi ki sana gelmişiz Kapadokya, doğanın bize armağanısın sen, yine geleceğiz Güzel Atlar Ülkesi Kapadokya.

 

 

 

 

İşte gezi buna denir.Maşallah her yeri gezmişsiniz helal olsun size.Öpüyorum Abin Hüseyin.

Yeni yorum gönder