You are hereDut Ağacı / Çişli Çiçekler

Çişli Çiçekler


By hasibece - Posted on 11 Haziran 2007

Çişli çiçekler
 
Boş ver diyorum kendime, bu kadar düşünme, rahat ol ve kızını rahat bırak. Oynasın gönlünce toprakla, kumla, suyla, otla-çimenle. Tanısın doğayı kendisi biz anlatmadan, kitaplardan değil bizzat görerek, dokunarak ve koklayarak. Şanslı da buluyorum en azından oturduğumuz yerde oyun oynayacak kum ve toprak, koklayacak çiçek, üzerinde gezeceği çimler var, tamamen beton değil çevremiz. Belediyemizin bu anlamdaki çalışmaları (hoş, benim bildiğim ve duyduğum bütün çalışmaları böyle zaten) takdir edilecek cinsten. Ama...
 
İpek parkta kumlarla oyuna daldığı sırada, orada tanıdığımız ve çok sevdiğimiz 4 yaşındaki Sude ablası geldi yanına. Çömelip İpek’i seyre koyuldu bir yandan. “Hadi sen de gel, İpek ile kumlarla oynayın” dedim ona bakarak, “Hayır, onlar çişli, köpekler buralara çişlerini yapıyorlar, annem onun için kumlarla oynamama izin vermiyor” sesleri tam çıkaramadığı sevimli konuşmasıyla. Annesi de bankta oturmuş kızını gözetliyordu. Ne diyeceğimi şaşırdım bir an. Çişli olmadığını söylesem ben de emin değildim öyle olmadığından, ayrıca annesinin koyduğu kuralı bozamazdım. Sonrasında neler geçti aramızda hatırlamıyorum ama Sude sonraki gidişlerimizde dayanamadı, kumlarla oyuna katıldı. O daha çocuktu, ihtiyacı vardı kumlardan kaleler yapmaya, ister temiz olsun ister olmasın kumlar.
 
Pek düşünmemeye çalışıyordum bu küçücük kızın söylediklerini, yoksa dışarı çıkmamak gerekiyor çünkü, ama içim içimi de kemirmiyor değil hani. Gönül rahatlığıyla bırakın sokakta oyunu, parkta bile oynayamayacak mı çocuklarımız? Birkaç gün sonra parka giderken yol üzerindeki çimenlik alan üzerinden yürümek istedi İpek, karşıdan da köpeğini gezdiren yaşlı başlı bir bey geliyordu. Yaklaşmalarına az kala köpeği bir ayağını kaldırıp oracığa çişini yapıverdi, hemen İpek’i aldım ve “Kızım bak oradan yürümeyelim köpek çişini yapıyor, pis orası” dedim kızgın, kırgın ve yüksek bir sesle. Adamla tartışmaya girmeyi düşünmedim zaten oldukça asık biri yüzü vardı, sesimi duyurmayı yeğledim o an sadece. Evimizin önünde yürüyüş parkuru var ve belediye evcil hayvanların tuvalet ihtiyacını gidermeleri için yer yapmayı da unutmamış, bunu duyuru şeklinde çeşitli yerlere asmış, üstelik çocukların güvenliği açısından dikkat edilmesinin öneminin altı çizilmiş. Daha önce de görmüştüm temizlik görevlisinin bazı günlerini sırf evcil hayvanların dışkısını toplamaya ayırdığını. Nerede duyarlılık! Benim evcil bir hayvanım yok ama çocukken bahçemizde köpeğinden kedisine, tavuğuna her şeyimiz vardı, yani evcil hayvanları sevmeyen onlara uzak biri de değilim. Eğer şehir yaşamında evcil hayvan beslemek belirli kurallara bağlı ise o zaman bu kurallara uyulması gerekmez mi? O beyin, doğayı keşfetme heyecanı içindeki 2 yaşında bile olmayan çocuğun çimlerini böyle katletme hakkı nereden geliyor? Evet o çimler hepimizin ama, evcil hayvan besleyen kişilerin sokakta öncelikle düşünecekleri nokta çocuklar olmalı diye düşünüyorum. Çimlik çimenlik alanlarımız var fakat, ne biz oturabiliyoruz üzerine ne de çocuklarımız oynayabiliyor rahat rahat. Korkumuz belli. Bilmiyorum sağlığımıza etkisi ne olur, ne kadardır, hani iyimser düşünmeye çalışıyorum.
 
Ben de kızıma en önemli oyun aracı olan kumlarla oynamama yasağını getirmek istemiyorum, onun elinden en doğal hakkını düşüncesiz kişiler nedeniyle alamam. Sude kumlarla oynamama sebebini söylediğinde içim burkuldu. Hatta İpek çiçek koparıp Sude’nin annesine vermek istediğinde, Sude’nin koşarak gelip o çiçeği İpek’in elinden alıp atması daha da incitti beni İpek’i incittiği gibi. Sebebi aynıydı, o çiçek de çişliydi, köpekler çişlerini yapmıştı. Sude görmüş müydü pislendiğini mis kokulu çiçeklerin köpekler tarafından bilmem ama annesinin tedirginliği çoktan onun kanına işlemişti. Ne dersiniz tertemiz yüzlü Sude doğaya hep çişli gözüyle mi bakacak? Hiç haşır neşir olamayacak mı doğayla özgürce? Doğaya kaçışlar yapamayacak mı stresini atmak için büyüdüğünde? Doğa sevgisini kazanacağı bir dönemde o. Sevmeli ki korumalı her zaman, dost olmalı çiçekle, böcekle, toprakla, suyla... Her şeyden kuşku duymaz mı ileride? Çişli olduğunu öğreten annesi mi hatalı olan, yoksa... Hayvanı seven doğayı sever, doğayı seven de hayvanı sever... Doğayı seven onu korur. Yapılması gereken o kadar basit bir şey ki. Çocuklarımız bile gördükleri ilk boş alana çiş yapmazken... Ayrıca oyuncağını elinden alan köpekleri de sever mi Sude?
 
Şimdilik kızıma yasak getirmedim, ne yapacağımı da bilmiyorum açıkçası. Doğa ile arasına girmemeyi yeğliyorum durumlar böyle olsa da. Bir gün çişli diyerek kumlardan İpek mi uzaklaşır, yoksa Sude mi kumlarla oyun oynayan çocukları görerek çişli olmadığını düşünür ve oyuna dalar bilmem ama şimdilik kumlara ısınma aşamasında olduğunu söyleyebilirim ablamızın. Hangi anne doğru yapıyor bilemiyorum. Ben sadece olması gerekeni yapıyorum, içimden gelen sese kulak asmıyorum.
 
Çoğu zaman kumlar içinden kırılmış cam şişe parçaları da temizliyorum, bir yandan da hangi mantıkla o parkta, o oyun kumlarının içinde şişe kırarlar, bir anlasam diyorum. Bu konu da ayrı bir olay biliyorum, değmeden geçemedim bir cümlecik de olsa.
 
 
Uzaklardan kötü haber var:( Melek halacığım benim, mekânın cennet olsun...
 
11 Haziran 2007

 

Yeni yorum gönder